History will be kind to me, for I intend to write it... Winston Churchill

3 Eylül 2011 Cumartesi

Horus

Eski Mısırca’daki adı Haru olduğu tahmin edilen (tahmin edilen diyorum çünkü Mısırca’nın yazılı dilinde sesli harfler yoktur; Horus’un ismi hrw’dir mesela. Önceki yazılarımızı ve bundan sonrakileri de bu açıdan değerlendirmek gerekir.) ve Eski Mısırca’nın en son biçimi olan Kıpti dilinde adı Hor’a dönüşmüş olan şahin başlı tanrı Horus, Mısır panteonunun en önemlilerinden biridir: Eski Mısırlılar için Horus, Firavunun yaşarken aldığı biçimdir. Öldüğünde ise Horus olan Firavun Osiris’e dönüşecektir. Ancak Horus Heliopolis Enneadı’nın tanrılarının soyundan geliyor olmasına rağmen, Enneadın bir parçası değildir; zira Heliopolis Enneadı dördüncü nesil tanrılarla – yani İsis, Osiris, Set ve Neftis’le birlikte sona erer. Osiris’le İsis’in oğlu olan Horus, bir sonraki neslin bir üyesidir.

Ennead’a teknik olarak dahil olmamakla birlikte, Horus’la ilgili en önemli mitler Ennead tanrılarıyla ilişkilidir. Set, Osiris’i öldürdükten sonra Mısır tahtında hak iddia eder. Osiris’in karısı İsis, Horus’u öldürmesinden korktuğu için Nil Deltası’ndaki bataklıklara gelir, burada saklanır ve oğlunu doğurur. Horus belli bir yaşa kadar annesi İsis ve teyzesi (ve süt annesi) tarafından korunur ve yetiştirilir. Ancak ondan sonra Set’le Horus arasında uzun süren bir mücadele başlar (bazı kaynaklar 80 yıl diye bir süre bile vermiş). Mücadeleleriyle ilgili pek çok şey anlatılır. Bir keresinde Set, Horus’un gözünü çıkarır. Bu göz – ki Wedjat denir ve popüler olarak Horus’un Gözü olarak bilinir – Eski Mısır’da çok sık kullanılan bir muska haline gelmiştir. Wedjat, tanrıça Wadjet’le bir kişilik kazanır ve tanrı halini alır. Bu yüzden onu Wadjet’i yazdığımda anlatırım.

Buna rağmen Horus Set’le her çarpıştıklarında Set’i yener. Bununla ilgili iki örnekten ilkinde Horus, Set’i neredeyse öldürmek üzereyken annesi ve Set’in kız kardeşi İsis Horus’a engel olur.
Ama ikincisi hem Set’in Horus’a karşı mücadelesine son verdirmesi açısından önemlidir, hem de Eski Mısır dininin pek çok yerinde rastlandığı gibi cinsel bir içerikle – üstelik eşcinsel bir içerikle – donatılmış olması nedeniyle bir hayli ‘ilginç’tir... Chester-Beatty Papirüsü’nde anlatılan hikayeye göre, nihayetinden kimin Mısır’ın tahtına oturacağına karar verecek olan Tanrılara, her ikisi de diğeri üzerinde üstünlük kurduğunu göstermek zorundadır. Bu nedenle, daha öncesinde bir yumurtalığını Horus kopartmış olduğu için kaybetmiş olan Set, Horus’u – tabiri caizse – ayartarak kendisiyle ilişkiye girmeye zorlar. Ancak Horus buna engel olur, fakat Set’in semenini nehre atar. Horus ise Set’in en sevdiği yiyecek olan marul üzerine kendininkini koyar. Bir şekilde Set de bu marulu yer. Bu noktada Tanrıların huzuruna çıkarlar ve önce Set kendi semenine, sonra da Horus kendininkine seslenir. Set’e cevap nehirden, Horus’a cevap Set’in içinden gelir ve bunun sonucunda Set mücadelenin bu aşamasını da kaybeder. Bunun üzerine aralarında son bir tekne yarışı yapılır. Her iki tekne de görünüşte aynı olmakla ve taştan yapılmış gibi gözükmekle birlikte, Horus’unki aslında ahşaptır; Set’in teknesi batar, Horus yarışı bitirir ve Set tahtta iddia ettiği haktan vazgeçer, böylece Horus Firavun olur.
Set’le Horus arasındaki mücadele, bir yandan da Aşağı ve Yukarı Mısır arasındaki mücadeleyi anlatır; Horus aynı zamanda Aşağı Mısır’ın koruyucusuyken, Set de Yukarı Mısır’ın tanrısıdır. Ancak Set’le Horus her zaman bu mitte anlatıldığı gibi birbirleriyle mücadele ederken tasvir edilmez. İkisi Yukarı ve Aşağı Mısır’ı bir ip marifetiyle birleştirirken görülebileceği gibi, ikisi aynı anda Firavun’la birlikte betimlenebilir. Ancak şüphesiz Horus, Set’ten çok daha popüler bir tanrıdır.
Horus aynı zamanda pek çok formu olan bir tanrıdır. Ra-Harakhty ya da Hareoris – yaşlı Horus, Nut’la Geb’in oğlu olarak Hellenistik dönemde ortaya çıkmıştır. Harpokrates adıyla, yine Hellenistik devirde küçük bir çocuk olarak betimlenmiştir. Harpokrates Sessizlik Tanrısı’ydı.

Gökyüzü, Savaş ve Avcılık Tanrısı boyutları da olan Horus, Aşağı Mısır’ın koruyucu tanrısı olmakla birlikte, Yukarı Mısır’da bulunan (ismi Eski Mısırca “şahin” anlamına gelen) Nekhen’de en geç M.Ö. 3100 civarında ortaya çıkmıştı. En büyük kült merkezlerinden biri yine Yukarı Mısır’da bulunan Edfu Tapınağı’ydı. En korunmuş biçimde günümüze ulaşabilmiş bu tapınak, Eski Mısır’ın Hellenistik devrinde – yani 3000 yıllık yazılı tarihinin son 300 yılında – inşa edilmiştir ve yaklaşık 2200 yıllıktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder